ÖĞRENİLMİŞ GÜÇSÜZLÜK - hayat sürprizler yumagi - Blogcu



hayat sürprizler yumagi

Temmuz 11, 2006

ÖĞRENİLMİŞ GÜÇSÜZLÜK

GÜÇSÜZLÜK

Bir laboratuvarda deney yapılıyor. İçinde bir büyük ve çokça küçük balığın olduğu kocaman bir akvaryum konuyor. Haliyle, büyük olan acıktıkça küçükleri  yiyor... Daha sonra akvaryumun ortasına dikey bir cam yerleştiriliyor.  Böylece akvaryum ikiye ayrılıyor. Büyük balık bir tarafa küçük balıklar da diğer tarafa yerleştiriliyor. Büyük balık cam bölmeyi geçmek ve küçük  balıkları yemek için defalarca deneme
yapıyor. Bu durum tam 28 saat boyunca  sürüyor. 28 saatin sonunda büyük
balık artık diğer tarafa geçmek için  mücadele etmeyi bırakıyor. Deneyin sonunda cam bölme kaldırılıyor. Çok ilginç bir şey oluyor: 
Büyük  balık küçükleri yemek için hiçbir hamle yapmıyor. Saatler geçtiği halde onları yemediği görülüyor. Buna psikolojide "Öğrenilmiş Güçsüzlük" deniyor. İstatistiklere göre bir çocuk ergenlik yaşına gelinceye kadar ortalama  148.000 defa anne babasının, "yapma, elleme, dokunma," gibi sözlerini  duyuyor. Böyle olunca da çocukta büyüyünce " yapamama, edememe" özellikleri  gelişiyor ve çocuk özgüvenini yitiriyor.


ZİHİNSEL GÜÇ
İki çocuklu bir aile hafta sonunu piknik yaparak geçirmeye karar veriyor. Piknik yerine vardıklarında anne yemeği hazırlarken, çocuklar babalarıyla  yürüyüşe çıkıyor. Uzun bir yürüyüşten sonra oldukça yorulan küçük çocuk yalvarırcasına bakan gözlerle: "Babacığım çok yoruldum. Lütfen beni kucağında taşır mısın?" diyor. Baba: "Ben de yorgunum oğlum"' der demez çocuk ağlamaya başlıyor.
Baba tek kelime etmeden ağaçtan bir dal kesiyor. Dalı bıçakla biçimlendirip çocuğa zarar vermeyecek biçimde yontuyor. Sonra dalı oğluna veriyor. "Al oğlum, sana güzel bir at" diyor. Çocuk sevinçle dal parçasından yontulmuş ata biniyor ve sevinçle sıçrayarak  ata vurarak annesinin yanına doğru gitmeye başlıyor. Babasını
ve ablasını  geride bırakmıştır bile...
Baba gülerek kızına: "İşte yaşam budur kızım. Bazen zihnen ya da bedenen
kendini cok yorgun hissedeceksin, işte o zaman kendine değnekten bir at bul
ve neşe ile yoluna devam et. Bu at bir arkadaş, bir şarkı, bir çiçek, bir
şiir ya da bir çocuğun tebessümü olabilir."
Değnekten atınız hiç eksik olmasın...

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

2 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: Mutlu Haspolat | Tarih: 2006-10-22 16:52:41
    Konu: konuyla alakası yok ama...
    Kızlar ne kadar anneye benzemişse Kayra'da o kadar babaya. İnşallah babasının özlelliklerini taşıyan (ve daha da geliştiren) bir evlat olur... Allah daha sağlıklı ve daha yakışıklısını bize versin:) sevgi ve saygılarımla.
    Not: Değnekten ata gelince, hayatımın kopmaya en yakın noktalarında hep değnekten bir atım olmuştur. O at yıllar önce kendini 'başım sıkıştığında sığınılacak bir liman' olarak tanımlamıştı. O sözünde durdu liman oldu ben de hep o sorunlu gemi... İsmet Özelin Amentü kitabını, oradaki notu, değnekten atı ve sığınılacak limanı hiç unutmadım, unutmayacağım da....

    Bağlantı »

  2. Yazan: isimsiz | Tarih: 2006-07-22 17:34:45
    Konu: YAŞAM
    DEMEK BİR EĞNEKTEN AT BULMAK ÇOĞU ZAMAN AKLIMIZA GELMİYORMUŞ :)

    Bağlantı »

« Önceki :: Sonraki »