Deneme - hayat sürprizler yumagi - Blogcu



hayat sürprizler yumagi

Temmuz 11, 2006

VASİYET*Alıntıdır*

Ölmek üzere olan yaşlı bir baba, yatağının başına üç oğlunu çağırarak, onlara vasiyette bulunur:

- Oğullarım, ben ölünce, birbirinize düşmemeniz için, size sahibi olduğum 17 deveyi paylaştırmak istiyorum. Miras olarak develerin yarısını büyük oğluma, üçte birini ortancaya, dokuzda birini ise küçük oğluma bırakıyorum.
Babalarının ölümünden sonra, mirası babalarının vasiyeti uyarınca paylaşmak üzere kardeşler bir araya gelirler. Fakat bir türlü işin içinden çıkamazlar. Mirası babalarının istediği gibi pay edemezler. Çünkü 17 sayısı ne 2'ye, ne 3'e, ne de 9'a bölünebilir.
"Bu işin üstesinden ancak köyün tecrübe ehli, yaşlı bilgesi gelir!" diye düşünüp, ona giderek, danışırlar. Bilge kişi :
- Benim bir devem var, onu da alıp, yeniden hesap yapın!" der. Bu cömertliğe çok şaşıran oğullar, 18 deveyi pay etmeye girişirler. Önce 2'ye bölerler, büyük oğul 9 develik payını alır. Sonra 3'e bölerler, çıkan 6 deveyi de ortanca oğul alır. Daha sonra 9'a böldüklerinde 2 deveyi de küçük oğul alır. Ama, bütün develeri paylaştıktan sonra ortada fazladan bir deve kalır yine. Oğullar bu duruma da bir çözüm getirmesi için yaşlı bilgeye başvururlar.
Bilge kişi güler ve:

- "İyi öyleyse!" der. "Sorun çözümlendiğine göre, ben de devemi geri alayım."
Bilge kişi tıpkı bilgi gibi katalizör olarak olaya girer, çözümü sağladıktan sonra olaydan çıkar. Sorunu çözmede insanlara yardımcı olur, ama kendinden de bir şey eksilmez. Özellikle sevgi ve bilgi verdikçe azalmayan, daha da çok artan, tükenmez bir özelliğe ve güzelliğe sahiptir. İşte bilgelik ve bilge kişi budur.

Temmuz 11, 2006

Tebessüm*Alıntı*

Küçük kız,hüzünlü bir yabancıya gülümsedi. Bu gülümseme adamın kendini daha iyi hissetmesini sağladı. Bu hava içinde yakın geçmişte kendine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırladı. Hemen bir not yazdı, notu dostuna yolladı.

Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyiflendi ki, her öğle yemek yediği lokantada garson kıza yüklü bir bahşiş bıraktı. Garson kız ilk defa böyle bir bahşiş alıyordu. Akşam eve giderken, kazandığı paranın bir parçasını her zaman köşe başında oturan fakir adamın şapkasına bıraktı.

Adam öyle ama öyle minnettar oldu ki...iki gündür boğazından aşağı lokma geçmemişti. Karnını ilk defa doyurduktan sonra, bir apartmanın bodrumundaki tek odasının yolunu ıslık çalarak tuttu. Öyle neşeliydi ki, bir saçak altında titreyen köpek yavrusunu görünce onu kucağına alıverdi.

Küçük köpek gecenin soğuğundan kurtulduğu için mutluydu. Sıcak odada sabaha kadar koşturdu. Gece yarısından sonra apartmanı dumanlar sardı. Bir yangın başlamıştı. Dumanı koklayan köpek öyle bir havlamaya başladı ki,önce fakir adam uyandı, sonra bütün apartman halkı...

Anneler,babalar dumandan boğulmak üzere olan yavrularını kucaklayıp, ölümden kurtardılar...

Bütün bunlar,
beş kuruşluk bile maliyeti olmayan bir tebessümün sonucuydu.

MUTLU BiR GÜLÜMSEYİŞİN YERİNİ HİÇBİR TATLI SÖZ TUTAMAZ.

Şubat 6, 2006

ANKET *Alıntıdır* Zavallı İnsanlık

Dünya çapında bir anket yapılmış. Sadece bir soru sorulmuş: 
-"Lütfen dünyanın geri kalan kısmındaki yiyecek eksikliğine bir çözümle ilgili 
kişisel görüşünüzü dürüstçe belirtiniz."
Anket büyük bir başarısızlıkla sonuçlanmış. Çünkü: 
- Afrika'da insanlar  "YİYECEK"  kelimesinin ne anlama geldiğini   bilmiyorlar...
 - Batı Avrupa'da insanlar "EKSİKLİK"  kelimesinin ne anlama geldiğini  bilmiyorlar...
 - Doğu Avrupa'daki insanlar  "KİŞİSEL GÖRÜŞ"ün ne anlama geldiğini  bilmiyorlar...
 - Orta Doğu'da insanlar  "ÇÖZÜM"ün ne anlama geldiğini bilmiyorlar... 
 - Güney Amerika'daki insanlar  "LÜTFEN"  kelimesinin ne anlama  geldiğini bilmiyorlar...
 - İsrail'deki insanlar  "DÜRÜSTLÜK"  kelimesinin ne anlama geldiğini   bilmiyorlar...
 - Ve Amerika'daki insanlar  "DÜNYANIN GERİ KALAN KISMI" nın ne anlama 
   geldiğini bilmiyorlar... 
İMİŞ.... :-(((